jeoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jeoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Eylül 29, 2008

Oldest Rocks on Earth Discovered?

An expanse of bedrock along Hudson Bay, Canada, may be a chunk of crust that formed not long after the solar system was born nearly five billion years ago, according to a new study. The finding could push back the age of the most ancient remnant of stable crust on Earth by about 300 million years.

Previous research had dated rocks in northwestern Canada to 4.03 billion years ago, and tiny crystals of the mineral zircon in Western Australia are known to be upward of 4.38 billion years old.

It's not known whether the bedrock itself is also as old as the crust, a question that awaits further analysis, said study co-author Richard Carlson, a geochemist at the Carnegie Institution in Washington, D.C.

Regardless, the ancient date supports the once-controversial idea that Earth was cool enough to produce crust early in its history.

"Even though we expect the Earth formed [at] very hot [temperatures], at least Earth's surface had cooled down to temperatures … not dramatically hotter than today," Carlson said.

The finding disputes the idea that the first crust didn't form until a period of intense asteroid and comet bombardment ended about 3.8 billion years ago.

Pazartesi, Eylül 22, 2008

Preikestolen or Pulpit Rock

Preikestolen or Prekestolen, also known by the English translations of Preacher's Pulpit or Pulpit Rock, and by the old local name Hyvlatonnå, is a massive cliff 604 metres above Lysefjorden, opposite the Kjerag plateau, in Forsand, Norway. The top of the cliff is approximately 25 by 25 metres, square and almost flat, and is a famous tourist attraction in Norway.During the four summer months of 2006 approximately 95,000 people took the 3.8 km hike to Preikestolen making it one of the most visited natural tourist attractions in Norway.

There is a trail from the Pulpit Rock lodge through different mountain landscapes. A trip to Preikestolen from the closest car park and Norwegian Mountain Touring Associations-staffed refuge Prekestolhytta takes about 3-4 hours for a round trip hike. The parking facility and hut are about one hour from Stavanger city by ferry and car.

The walk to Preikestolen is very steep in places. The path starts at the Preikestolhytta Youth Hostel at a height of approximately 270 metres, and climbs to 604 metres. The hike takes 1-3 hours depending on the experience of the hikers. Even though the elevation difference is only 334 metres and the walk is not particularly long (3.8 km each way) the actual hike is more than one might initially expect as the path goes up and down various ridges.

Çarşamba, Ağustos 22, 2007

Volkanlar - Volkanizma hakkında

Magmanın yeryüzünde veya yeryüzüne yakın derinliklerdeki faaliyetine volkanizma denir. Bu sırada sıvı katı ve gaz hallerinde yeryüzüne çıkan magma değişik biçimde volkanları (yanardağlari) meydana getirir. Her volkan yer içinin (özellikle üst mantonun)yeryüzüne çıkmıs bir parçası sayılır. Volkanın şekli ve yapısı onu oluşturan magmanın fiziko kimyasal özelliğinin taşlaşmıs bir örnegidir.Volkanik faaliyetin en önemli nedeni, gazların magmadan ayrılısıdır. Normal olarak , yüksek basınç altında magma içerisinde erimiş halde bulunan çeşitli gazlar basıncın azalması ile magmadan ayrılır ve büyük bir güçle yeryüzüne çıkmak ister.Basıncın azalması veya kalkması ile magma köpürür ,hafifler, daha akıcı bir hal alır, daha kolay püskürme özelliği kazanır.

Volkan Yapıları Nelerdir?

Volkanlar
Magmanın yeryüzünde veya yeryüzüne yakın derinliklerdeki faaliyetine volkanizma denir. Bu sırada sıvı katı ve gaz hallerinde yeryüzüne çıkan magma değişik biçimde volkanları (yanardağlari) meydana getirir. Her volkan yer içinin (özellikle üst mantonun)yeryüzüne çıkmıs bir parçası sayılır. Volkanın şekli ve yapısı onu oluşturan magmanın fiziko kimyasal özelliğinin taşlaşmıs bir örnegidir.Volkanik faaliyetin en önemli nedeni, gazların magmadan ayrılısıdır. Normal olarak , yüksek basınç altında magma içerisinde erimiş halde bulunan çeşitli gazlar basıncın azalması ile magmadan ayrılır ve büyük bir güçle yeryüzüne çıkmak ister.Basıncın azalması veya kalkması ile magma köpürür ,hafifler, daha akıcı bir hal alır,daha kolay püskürme özelliği kazanır.,,




MAAR: Bir veya birkaç kez patlamalarla meydana gelen ve yalnızca (tüflerden) küllerden olusan krater biçimindeki volkanlara maar denir. Bunların çogunluğu dairesel göller şeklinde bulunurlar. Kuru olanlarıda vardır.Türkiye’de Nevşehir ve Karapınar çevresinde yer alan Acı göl, Tuzla gölü ,Mekke gölü maar şeklinde kraterlerdir. Maarlar yeryüzü seviyesine kadar aşındıklarında alttan içerisi tüfle dolu bir baca ortaya çıkar bunlara volkan embriyoları da denir.


KÜL VOLKANI: Bazı volkan konileri yanlızca küllerden oluşmuştur.Bunların şekilleri düz ve muntazamdır. Genellikle birleşik volkan bölgelerinde diğer büyük yapılar arasında yer alır.


LAV: Püskürme sırasında yüzeye çıkan magma Lav adını alır. Yanardağın yamaçlarından ,lavdan oluşan bir nehir gibi akan lav akıntısının zamanla soğuyup katılaşmasıyla volkanik kayalar oluşur. Bir yanardağı püskürmesi sırasında sıkışmış gazların patlama biçiminde kurtulması sonucu havaya fırlayan lav kütlelerine piroklastlar denir. En iri piroklastlar bomba ve bloklardır.


SÖNMÜŞ VOLKANLAR: Son 10.000 yıl içinde hiçbir etkinlik göstermemiş yanardağlar sönmüş olarak tanımlanır. Bunların yeniden etkin duruma gelme olasılığı yok gibidir. Ancak çok enderde olsa sönmüş yanardağın püskürdüğü olur. Sönmüş olduğuna inanıan Meksika’da ki El Chichon yanardağı 1982 yılında beklenmedik biçimde tekrar püskürmüştür.
UYUYAN VOLKANLAR: Herhangi bir etkinlik belirtisi göstermemesine karşılık ,günün birinde yeniden püskürme olasılığı olan yanardağlar için bu terim kullanılr. Bunun yanı sıra günümüzde püskürmeyen ve güncelleştirilmiş etkinlik sınıfına giren yanardağlar da aynı biçimde tanımlanır. Bazı uyuyan yanardağlar kükürt ve karbondioksit gibi volkanik gazlar çıkarır. Volkan Ortamları
YAYILMA SIRTLARI Okyanus dibinde,iki levhanin birbirinden uzaklaşmakta olduğu sınırda,okyanus ortası sırtları ya da yayılma sırtları adı verilen,yanardağlardan oluşan sıradağlar vardır.Levhalar birbirlerinden ayrıldıklarında astenosfer üzerindeki basınç azalır.Bunun sonucunda,levha sınırının altında bulunan katı durumdaki mineral tanecikleri ergiyerek magmaya dönüşür.Yükselmeye başlayan yeni magmanın çogu levha kenarlarında katılaşip kalır,yüzeye ulaşan bölümü ise okyanus tabanında yanardağlar olusturur.
DALMA-BATMA BÖLGESİ YANARDAĞLARI
Yanardağlar,iki levhanın çarpışması sonucu birinin diğerinin altına daldığı levha sınırlarında da oluşur.Dalan levha,100-200 km. derinlikte bulunan ve dalma-batma bölgesi adı verilen bölgede ergimeye başlar ve magmaya dönüşür.Bu magma,levhanın üzerinde biriken tortullar ve ergimiş durumdaki okyanusal litosferden oluşur.Magma,ayrıca tortullarla birlikte yerin derinliklerine çekilen su içerir.Oluşan yeni magma,çatlaklardan geçerek yüzeyde püskürür ve üstteki levhanın üzerinde yanardağın oluşmasına yol açar.Bu çatlaklar,levhaların hareketi sonucunda oluşur.
Üstteki levhanın okyanusal litosfer levhası olması durumunda,yanardağların su yüzeyinin üzerinde kalan bölümleri bir dizi volkanik ada oluşturur.
SICAK NOKTALAR
Birçok yanardağın oluşumunun levha sınırlarındaki hareketle bağlantılı olmasına karşın bazıları bu sınırlara uzak yerlerde ortaya çıkabilir.Bu yanardağların “sıcak noktalar” olarak adlandırılan olağanüstü sıcak bölgelerin varlığı sonucunda oluştukları düşünülüyor.
Bilim adamları,sıcak noktaların astenosfer ve alt mantoda bulunduğunu varsayıyorlar.Sıcak noktalarda,ısı akımlarının mantonun içinden geçerek yükseldigi tahmin ediliyor.Bu olağanüstü ısınınn basıncın etkisini ortadan kaldırması sonucunda da magma olusur.
Yüzeye doğru çıkan magma,litosferden geçisi sırasında,yolunun üzerindeki kaya kütlelerini ergiterek kendisine yol açar.Magmanın yüzeye çıktığı yerlerde zamanla yanardağlar oluşur.